top of page

MINDFULNESS NEDİR?

Güncelleme tarihi: 4 Nis 2020

MINDFULNESS NEDİR?

Günümüz hayat şartları insanların gitgide artan streslerini ve kaygılarını yönetebilmek adına farklı pratiklere yönlenmelerine neden olmakta,bunlardan biride son günlerde sıkça duymaya başladığımız Minfulness Pratikleri.

Mindfulness 2500 yıllık geçmişi olan Budist geleneğinden gelen bilgelik öğretisi ,çok büyük bir bilgi kütlesi.

Prof.Dr.Jon Kabat Zinn bu bilgiyi batıya getirip uygulayarak başarılı sonuçlar elde eden bir bilim adamı olarak ,kendi geliştirdiği metodla mindfulnessı bilimsel olarak uygulanmasını sağlamiştir.

Kendisinin tanımına göre mindfulness,dikkatin kasıtlı olarak açık,nazik ve yargısız bir tavırla odaklanması sonucunda ortaya çıkan farkındalık olarak tanımlamıştır.

Hepimiz iyi birer düşünürüz,o kadar çok düşünüyoruz ki ,bazen düşünmeden duramadığımızı fark ederek bu durumun bizi çıldırttığını fark ediyoruz.Zihnimizi hiç tanımadığımızı ve aramızda yakınlık olmadığını seziyoruz.

Anda varolarak ,duyumlarımıza dikkati yönlendirip ,yargılamadan ve kendi

gözlüklerimizi çıkarıp bakarken arayıp bulabileceğimiz bir hal farkındalık.Mindfulness otomatik pilottan çıkmak ,etrafımızda olanların farkına varmaktır.

Mindfulness pratikleri beynin elastik yapısından faydalanarak geliştirebileceğimiz bir hal,düzenli çalışmalarla duyumları daha iyi hisseder ve odaklanma süremiz daha da artar.

Kendi deneyimlerimden örnek vermek gerekirse ,ilk ‘’ Zeytin farkındalığı’’ meditasyonunu bir grupla yaptığımızda gruptaki herkesin kendi hikayelerinden gelen etiketleri nasıl da duyumlarla eşleştirdiklerine şaşkınlıkla tanık olmuştum,tabii ki bende onlar gibiydim.Hatta ikinci denememde Jon Kabat Zİnn ‘in dediği gibi ‘’beginner mind ‘’ile başlamayı denediğimde bildiklerimle aldığım duyumları eşleştirememek beni çok huzursuz etmişti.Bu huzursuzluk hemen Pema Chödrön ‘un kitabında bahsettiği gibi insanoğlunun belirsizlik içinde kalma yetisinin ne kadar az olduğu bahsini anımsattı.

Chödrön kitabında şöyle der;

Biz insanlar etrafımızdaki herşeyin değişmekte olduğunu fark ettiğimiz zamanlarda değişmezlik için çabalama eğilimine gireriz.Zor dönemlerimizde ,üzerinde durabileceğimiz sağlam bir zemin ,öngörülebilir ve güvenli bir yer bulmaya çalışırken ,yaşadığımız stres sanki iyice yoğunlaşır.Ama aslında daimi değişim varoluşumuzun doğasında vardır.Biz farkında olsak da olmasak da herşey değişir.

Ne kadar zor bir durum değil mi !!Gerçekliğin doğasına karşı derin bir korku beslediğimiz için sanki acı çekmeye mahkumuz.

Pema Chödrön’un bahsettiği gibi insanoğlunun kendine acı veren korkudan sürekli kurtulmaya çalışma çabası onu daha dibe çekip ,ızdırabını artırır.Budist Psikoloji bu durumu çok kolay matematiksel bir formülle açıklamiştir:

Dukha n = Tanha n

Izdırap n = tepki n

Kısaca acıya verilen tepki artıkça ızdırap artar.Bu nedenle anda varolup ,olanı kabullenebilmek esenliğin temel dayanaklarından biridir. Izdırap birilerine ya da birşeylere tutunmayla ortaya çıkar,bu sahiplenme hissi arttıkça acı çoğalır.Örneğin bir ailemiz vardır onlara sıkı sıkıya tutunuruz,tüm hayatımızı onların üzerine yapılandırır,kaybettiğimizde de büyük bir acı çekeriz.Elbette insanlarla bağ kurmak çok önemli ve yaşam enerjimizin kaynağı ,ancak burada kilit nokta herşeyin ve herkesin geçici olduğunu kabul ederek her zaman onların hayatımızdan her an çıkabilme olasılığıyla barışık yaşamalıyız.Böyle bir durumla karşılaştığımızda elbette üzülürüz ancak kabul ettiğimiz için direnç olmayınca ızdırabımız daha az olur.

Medusa Mitolojisin’den örnekle bunu şöyle açıklayabiliriz,medusanın gözlerine bakarsak kör oluruz ,elimize bir kalkan alıp kendimize siper ederek yansımalarına bakarsak kör olmaktan kurtulur ve mücadeleyi kendi lehimize sonuçlandırabiliriz.Bu hikayeyi mindfulness ile bağlarsak ,şöyle diyebilirim,pratik esnasında zihnimize gelen düşünceyle kalırsak acı verir,ancak düşünce geldiğinde hemen hatırlayıp ,düşüncenin bedenimde yarattığı duyumları gözlemlersem ,acının yansımaları bizi daha az zarar görebilceğimiz şekilde ilerlememizi sağlar.

Zaman içinde her insanın kökleşmiş inançları oluşmuştur,belirsizlikten ,bilinmeyenden korunmak için sıkı sıkıya bunlara tutunur ve dogmatik bir tavır takınırlar.Bu inançlara ne kadar güçlü bağlıysak ızdırabımız o kadar büyük olur.Pratikler bize aslında bu tutunduğumuz inançlara dışardan bakabilmeyi ,araya mesafe koyabilmeyi sağlar.Bu noktadan değişim huzurlu bir noktaya doğru yol almaya başlar.

Aslında temel olan zihnimizdeki ben ,benim kavramlarını mümkün olduğunca dengede tutabilmek.Ailemizde çocuklarımıza tutunuruz,onlara zarar gelmesini engellemek için çabalarız,bu çaba bizim ızdırabımızı artırır ya da onlara zarar gelmesinden endişe duyarız.

Sabit kimlikler ya da Budizm’de ‘’egoya yapışma’’ olarak adlandırılan durum meditasyonla fark edip dönüştürebilceğimiz durumlardır.Egoya yapışma verilen tepkiyi arttırır,istemediğimiz durumlarda kaldığımızda gurur duygusu çok güçlü olur ve bizi ele geçirir.Bizi istemediğimiz bu duruma sokan kişiden rövanş almak ister,kin ve nefret hissetmeye başlarız.Bu sırada yine acı çeker,enerjimizi tüketiriz.

Böyle durumlarda minfulness pratikleri yaparak bu durumu kendimizle özdeşleştirmekten vazgeçer,olanı daha netlikle görebiliriz.

Meditasyon pratiklerinde dikkatimizi belirli bir noktaya odaklayarak anın içinde kalmayı öğreniriz.Zihin normalde ya geçmişte ya da gelecekte koşturup durur,insanın doğasında varolan anda kalabilmek belirli bir niyetle oturulduğunda devreye sokulabilen bir kabiliyettir.Meditasyon esnasında da yine zihnimiz uçuşamaya başlar işte o anda hatırlayıp dikkati aynı noktaya getirebilmek esas olandır.

Mindfulness Sanskritçe ‘’Sati’’ kelimesiyle karşılık bulur,hatrlamak anlamındadır.Öğretinin temel prensibi ne yapıyorsak o ana geri dönmeyi hatırlamaktır.

Nefes meditasyonu esnasında nefesini sayaraken zihnimin koşarak o andan kaçtığını gözlemlediğim anda ,hatırlayıp tekrar nefesi saymaya başlayabilmek bizim olanla kalma ,anda mevcut olabalime yetimizi zamanla arttırmamızı sağlar.

Genelde kendi deneyimimde yaşadığım ve herkesin karşılaştığı bir durum meditasyondan kaçınma hali çok sık görülür.Bu noktada iradeli davranıp oturulduğunda aslında kaçınma durumunu yaratan düşüncelerin doğru olmadığını fark edebilmek insanı rahatlatır.

Zihin insanı bir oraya bir buraya sürükler durur,konforlu alanından cıkmak istemez ve tuzaklar kurar.Biz bu düşüncelerle bütünleşir onlara tutunmaya devam edersek savrulur gideriz.

Hepimiz istikrarlı bir hayat sürmek isteriz.Herşey yerli yerinde dursun ki onları kontrol edebilelim.Oysa her şey sürekli bir değişim halinde olduğundan bu isteğimiz asla gerçekleşmez.Aslında kontrolu kaybetmemize neden olan da bu istektir.

Mindful olmak yargısız olmaktır,yargısız olmak ilişkilerimizde bizi daha karizmatik yapar.Nedense hep insanları mindless bir şekilde sınıflandırma eğilimindeyiz.Falanca çok sert biridir,filanca aklına estiği gibi davranır demekten kendimizi alamıyoruz.Ancak birini böyle etiketlediğinizde kendinizi o kişiyle iyi bir ilişki kurma keyfinden veya o kişinin becerilerinden yoksun bırakıyorsunuz.Mindfulness insanların neyi neden yaptığını anlayıp kabullenmeyi sağlar.O anda makul olanın onu yapmaları olduğunu ,aksi takdirde zaten yapmayacaklarını anlarsınız.

Mindful olmak bir sorunun çözümü için sadece tek bir yol olmadığını ,farklı çözüm yollarının farklı sonuçları olduğunu anlamayı ve kabul etmeyi sağlar.İnsanlar nasıl biribirinden farklıysa ,herkesin aynı sorun için kendine uygun olan çözüm yoluda kişi sayısı kadar çok çeşitlilik gösterir.Herkesin çözümü o ana kadar olan tüm hikayesinin yarattığı bir sonuçtur.Hikayeler biribirinden ne kadar farklıysa,çözüm yollarıda o kadar biribirinden farklıdır.

Mindful bir bakış insanların farklılıklarını kabullenebilmeyi hatta bu farklılıklara gayet olumlu bir bakış geliştirebilmeyi sağlar.Örneğin romantik ilişkilerde ya da arkadaşlık ilişkilerinde rastlanılan sık problemlerden birisi ortak sorunlara farklı yaklaşımlar geliştirilmesidir.Fakat taraflar bunu avantaj olarak görmeyip normal olmayan biri durum olarak nitelendirip,diğer tarafa kendi çözümünü empoze etmeye çalıştığında,ilişkiler bozulmaya başlar.

Kimse değiştirilmeye çalışılmaktan hoşlanmaz,herkesin beklentisi ilişkide bulunduğu kişi tarafından olduğu gibi kabul görmektir.Bu da gerçek mutluluğa giden yolun kapılarını aralar.İşte bu farklılıkların çok doğal olduğunu en net mindful bir bakış açısıyla tanık olabiliriz.

Yaşamın her alanında gerek iş gerekse özel yaşantımızda insan doğasının getirdiği farklılıkların sonucu olan bakış açılarındaki çeşitlilik hayatın tadı olarak nitelendirlmeye başlanır.Aslında toplumu oluşturan insanların çok farklı kültürlerden gelip ,bir arada yaşamaya başlamasıylada yine aynı durumlar ortaya çıkar.Örneğin Amerika’yı ele alalım,İspanyol,Meksikalı,Kübalı,Afrikalı,

İngiliz,Hollandalı gibi farklı milletten insanlar Amerikaya farklı nedenlerle gelerek bir ulusu oluşturmuşlar ve ortak kurallara uyarak ortak değerler paylaşmaktadırlar.Burada en önemli olan konu devletin yönetim politakasında toplumdaki her bireyin eşit haklara sahip olduğunu,kurallar önünde herkesin eşit olduğunu uygulamalarıyla güven tahsis edecek şekilde sağlamasıdır. Bu da mindful bakış açısıyla yapılabilir bir uygulamadır.

Mindful bakış açısına sahip olmak yaşamın her alanında bizlere pozitif katkı sağlar.O zaman doğamızda olan bu yeteneğimizi neden ileriye taşıyıp daha anlamlı hayatlar sürmeyelim.Hadi gözlerini kapa ve 5 dakika mola ver !

Sevgiler,


24 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Teknolojinin gelişmesi beyinle ilgili bilinen gerçekler üzerinde köklü bir değişim sağlamıştır.Görüntüleme sistemleri bulunmadan önce 20.yüzyılda birçok uzmanın fikir birliğine vardığı beynin değişme

  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
  • Pinterest
  • Tumblr Social Icon
  • Instagram
bottom of page